12 Kasım 2016 Cumartesi

20. IBF’e girişimcilik ekosisteminin ve teknolojinin geliştirilmesi damga vurdu

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) tarafından bu yıl 20’ncisi düzenlenen ve T.C. Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in ana konuşmacı olduğu Uluslararası İş Forumu IBF’in sonuç bildirgesi açıklandı. 22 ülkeden işadamları dernekleri başkanlarından oluşan IBF Yönetim Kurulu (BOG) tarafından sunulan bildirgede inovasyon ekonomisinin rekabetçi dünyasında, ülkelerin diğer ülkelere göre üstünlük sağlayabilmesinin, ancak teknolojinin geliştirilmesi ve ticarileştirilmesi ile birlikte girişimcilik ekosisteminin de eş zamanlı olarak oluşturulması ile mümkün olacağı üzerinde duruldu.

20. IBF Sonuç Bildirgesi:
Forumun ana teması olan ‘‘İnovasyon Ekonomisi ve Yatırım Ekosistemi’’ açısından aşağıdaki hususlar üzerinde kapsamlı bir görüş birliği oluşmuştur:

1.2014 yılı itibariyle ABD’de 24,1 milyar dolar, Avro Bölgesi’nde 5,5 milyar avro seviyesine ulaşan melek yatırımcılık, ülkemizde de yaygınlaştırılmalıdır. Yüksek faiz oranları nedeniyle ortaya çıkan finansmana ulaşım problemine önemli bir alternatif model sunan melek yatırımcılığa yönelik teşvikler artırılmalıdır.

2.Yeni nesil bir yatırım ve fonlama sistemi olan “kitle fonlaması” geliştirilmelidir. Birçok küçük yatırımcının birleşerek, seçtikleri bir projeye ortak yatırım yapmaları şeklinde girişimcilere sermaye sağlanmasını amaçlayan bu fonlama türü, internet üzerinden de yapılabilmesi nedeniyle girişimcilere önemli bir alternatif model sunabilmektedir.

3.Fonlama ve mentörlük kavramları, çoğu kez birlikte hareket etmektedirler. Etkin bir şekilde mentörlük desteği alan yatırımlarda başarının arttığı gözlemlenmektedir. Mentörlük, başarılı bir yatırım ekosistemi için önemli bir niteliğe sahiptir. Bu nedenle; yeni yatırımlara yönelik, başta pazar ve büyüme potansiyeli ve ürün-piyasa uygunluğu olmak üzere, birçok konuda mentör desteği teşvik edilmelidir.

4.Teknolojinin gelişimi için tek başına Ar-Ge teşvikleri yeterli değildir. Aynı zamanda Ar-Ge’nin ticarileşmesi ve bunun sanayi politikası haline getirilmesi de gerekmektedir. Ar-Ge faaliyetleri, ancak yeterli bir ekosistemin varlığı ve üretilen ürünün sahaya sürülebileceği bir finansmana sahip olunması durumunda teknolojik dönüşüme destek verebilir.

5.Yapılan araştırmalara göre; şirketler için ehemmiyet arz eden dış faktörler arasında 8. sırada yer alırken, bugün ilk sıraya yerleşmiştir. Bu bağlamda; farklı sistemlerden yararlanarak teknolojik üretimi sağlamak ve buna uygun bir ekosistem tesis edilmelidir.

6.Ülkemizi 2023 hedeflerine ulaştırmadaki ana adımlar; yüksek katma değerli ürünlerin üretilmesini sağlamak ve desteklemek, Ar-Ge insan kaynağı kapasitesini artırmak, bilgiyi ticarileştirmek, teknoloji tabanlı ve yenilikçi şirketlerin ortaya çıkmasını ve gelişimini desteklemek, üniversite-sanayi işbirliğini geliştirmek ve kurumsallaştırmak ve Ar-Ge ve yenilik ekosistemini güçlendirmektir. Bununla beraber Ar-Ge, 2023 yılında ulaşılmak istenen bir durak olarak değil, yaşam boyu sürecek bir yolculuk olarak düşünülmelidir.

7.Günümüzde rekabetçi olan sektörlerde artık üretim, maliyet, kalite gibi temel unsurların bulunması yetmemektedir. Etkin ticari bir ürüne sahip olmak için hızlı, esnekliği olan ve en önemlisi yenilikçi ürünler ile piyasaya çıkmak zorunlu hale gelmiştir. Bu nedenle Ar-Ge pazarlamayla eşzamanlı olarak yapılmalıdır.

8.Yüksek teknolojiyi üreten firmalar, sahip oldukları fikri mülkiyet hakları nedeniyle, bu firmaların ürettiği teknolojiyi geliştiren firmalara göre çok büyük kâr marjları elde edebilmektedirler. Bu nedenle, fikri mülkiyet haklarına yönelik yasal düzenlemeler ivedilikle tamamlanmalıdır.

9.Yenilik ekosistemini oluşturan ve aralarında etkileşim olan aktörler; özel sektör, eğitim sistemi ve kamu kesimi olarak gruplanmaktadır. Bunların içerisinde rekabetçi ürünün ticarileşmesinde önemli bir rolü olan Teknoloji Transfer Ofisleri, araştırmacıların üretimlerini ticarileşebilecek ve yenilikçi ürün ihtiyaçlarını sağlayacak şekilde karşılıklı olarak uyumlandırmasına yönelik çalışmalarıyla desteklenmelidir.

10. Yeni ürün ve teknolojilerin ekonomiye kazandırılmasına yönelik olarak akademisyen ve üniversite öğrencileri tarafından yürütülecek girişimcilik faaliyetlerinin desteklenmesine yönelik çalışmalar artırılmalıdır.

11. Teknolojik fikirlerin ürüne dönüşümü uzun ve zahmetli bir süreci gerektirmektedir. Özellikle ülkemiz sanayinin uzun vadeli Ar-Ge ve teknoloji geliştirme süreçlerine çok alışkın olmaması teknoloji transfer faaliyetlerinin zorlaştırmaktadır. Başarılı bir ticarileştirme için çok sayıda faktörün göz önüne alınması ve her aday teknoloji fikri için ayrı ayrı yol haritalarının çıkartılması gereklidir. Oluşturulan yol haritaları fikrin hayata geçmesi için tek başına yeterli olmayacaktır. Sürecin aktif bir şekilde takip edilmesi gereklidir.

12. Bilimsel kapasitenin arttırılması, bilim sisteminin ve bilim politikalarının oluşturulması ve uygulanması yoluyla mümkün olacaktır. Bu bağlamda Ar-Ge'nin tüm alanlarda yerlileşme sürecine pozitif katkı sağlaması, şirketlerin temel stratejilerinden birini oluşturmalıdır.

13. İthalata dayalı ürün teminini kritik sektörlerde önleyerek ithalat oranlarını azaltacak Ar-Ge çalışmalarının yoğunlaştırılması gerekmektedir. Savunma sanayiinde başarılı bir şekilde yürütülen bu durum, diğer sektörlere de yayılmalı, dışa bağımlılık en aza indirgenmelidir.

14. İşbirlikleri arttırılmalı, akademik bilgi sanayide uygulanabilir hale getirilmeli, beraberinde firmalar da yerli ya da yabancı işbirlikleri ile kendi kapasitelerini genişletmelidir.

15. Devletin kurumlarıyla destekler sağladığı ve düzenleyici olduğu girişimcilik, yenilik ve Ar-Ge faaliyetlerinde, bölgesel ve ulusal düzlemde başarılı sonuç almak için, ekosistem odaklı bakış açısının ilgili tüm aktörlerce farkına varılması ve ekosistemi güçlendirecek çalışmalara ağırlık verilmesi gerekmektedir.

16. Yenilik ve Girişimcilik Ekosistemi ancak; Türkiye’nin kilit teknolojilerde hakimiyet sağlamaya başlaması, ileri teknoloji içeriği olan ürünler geliştirip üretmesi ve sonuç olarak cari açığın kapatılmasıyla mümkün olacaktır.

17.Sağlıklı bir girişimcilik ekosisteminin oluşması, özgür düşünce ortamının geliştirilmesine bağlıdır. Girişimcilerin etkileşiminin artırılacağı ortamlar oluşturulmalı, üniversite öncesi girişimcilik eğitimi verilmelidir.

18.Borsa, girişimcilik ekosistemi oluşturulmasında öncü bir rol oynamalıdır. Fon arzı ve fon talebinin doğru bir şekilde buluşması, bu bağlamda çok önemlidir. Bankacılık sistemi borsaya bir rakip olarak değil, borsanın işbirlikçisi olarak piyasaya girmeli ve böylece finansmana ulaşım ve girişimcilik ekosistemi geliştirilmelidir.

19.Kâr amacı gütmeyen sivil toplum kuruluşları, girişimcilik ekosisteminin geliştirilmesi için etkin bir şekilde kullanılmalıdır.

20.Küresel ekonomi içerisinde 2,3 trilyon dolara ulaşan İslami finansman enstrümanları, finansmana ulaşım ve girişimcilik açısından önemli bir fırsattır. Sukuk gibi İslami finans enstrümanları yaygınlaştırılmalı ve teşvik edilmelidir.

21.Girişimcilik hakkı, “insan hakları” kapsamına girecek şekilde geniş bir tasavvurla değerlendirilmelidir.

22.Zekât ve vakıf sistemi yaygınlaştırılmalıdır. Özellikle vakıflar doğru bir şekilde değerlendirilirse, milyonlarca dolarlık yeni fonlar oluşacak ve bu da girişimcilik açısından önemli pozitif sonuçlar meydana getirecektir.

23.Tüketim toplumundan üretim toplumuna geçilebilmesi için bilgisayar kullanımı artırılmalıdır. Bu bağlamda, yazılım ve program yazma eğitimi erken yaşlarda başlatılarak girişimci ekosisteminin tabana yayılması sağlanmalıdır.

20. IBF’te neler konuşuldu?

Yılda bir kere yapılan kongre ve beraberindeki ticari faaliyetlerle bir araya gelinen uluslararası iş platformunun 20’cisi 16. MÜSİAD EXPO ile eş zamanlı olarak 10 Kasım 2016 tarihinde WOW Hotel’de gerçekleşti. Bu yılki konusu“İnovasyon Ekonomisi ve Yatırım ekosistemi” olan IBF kapsamında düzenlenen oturumlara, yerli ve yabancı iş dünyası temsilcileri katıldı. Üç farklı oturumun gerçekleştiği forumda, konuşmacılar birer sunum gerçekleştirdi ve katılımcılardan gelen soruları yanıtladı.

“Nasıl Yatırım Alır ve İşinizi Nasıl Büyütürsünüz?” konusunun masaya yatırıldığı ilk oturumda, Malezyalı Matrade’ın CEO’su Dato’ Dzulkifli MAHMUD, konuşmasında dikkat çekici bir noktaya değindi: “Piyasada artık kadınların da yeri olduğunu biliyoruz. Kadınlarla bir arada çalışmalı ve işlerimizi birlikte geliştirmeliyiz."

Borsa İstanbul Araştırma ve İş Geliştirme Yöneticisi Doç. Dr. Recep BİLDİK, “ekonomide önemli yer tutuyorlar” dediği KOBi’ler için daha fazla fırsat yaratılması gerektiğini belirtti. Türkiye’de öz sermaye kültürünün gelişmesinin önemine vurgu yapan Bildik, şöyle devam etti:
“Türkiye’de sermayeye baktığımız zaman Gayrimenkul, altın, döviz ya da mevduat görüyoruz. Bunu daha farklı kanallara yönlendirmeliyiz. Bu anlamda örneğin İslami finansı geliştirmemiz lazım.”

“Aklınıza bir fikir geliyor, bunu dünyaya pazarlıyorsunuz”
Katılımcıların çarpıcı örnekler ve tespitler sunduğu “Teknolojinin Ticarileştirilmesi ve Pazar Başarısı” başlıklı 2’inci oturumda söz alan Japon Nihon Nano Technology şirketinin CEO’su Prof. Sherif A. El-Safty, Japonya’nın teknoloji ve teknolojiyi pazarlama noktasında anlayışına dikkat çekti. Safty şunları söyledi:

“Japonya’da esas olan, bir teknolojiye nasıl sahip olduğunuzdur; bu bizim için öncelikli konu. Japonya’da özellikle enerji ve sağlık konuları çok önemli. Onun için ağırlıklı olarak bu konularda kullanılmak üzere nano teknoloji geliştiriliyor. Nano teknolojiyle harikalar yaratıyoruz ve kimse bundan 20 yıl önce bu teknolojinin böyle bir devrim yaratacağını hayal edemezdi. Aklınıza bir fikir geliyor, bunu geliştiriyorsunuz ve bu fikri dünyaya pazarlıyorsunuz; bu muhteşem bir şey. Bir fikrin ortaya çıkarak verimli olması için izlenmesi gereken doğru sıralama; bilim, teknoloji ve pazarlama olmalı.”

“Ar-Ge çok önemli ama yeterli değil”
“Ar-Ge’nin önemine vurgu yapan TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet ÇELİK, bunun yeterli olmadığını belirterek devam etti:

“Ar-Ge yeterli değil, bilginin ticarete dönüştürülmesi gerekiyor. Yüksek katma değerli ürünleri geliştirmek ama diğer yandan da bu ürünleri pazarlayabilmek çok önemli. Ar-Ge çalışması yaparak teknolojiyi geliştiren ülkeler, lisans gelirlerinden dolayı, teknolojiyi üreten ülkelere göre daha fazla gelir elde ediyor. Sektörlerde artık üretim, maliyet kalemlerine bakmak yeterli olmuyor. Ekonomik kalkınmada yeni teknolojilerin önem kazanmasıyla birlikte, üniversitelerdeki çalışmaların sahaya aktarılması önem kazandı.”

“Girişimcilik ortaokuldan itibaren anlatılmalı”
“Girişimcilik ekosistemini nasıl inşa ederiz?” konulu 3’üncü oturumun konuşmacılardan olan T.C. Hazine Müsteşarı Osman Çelik, ekonomide büyümenin sağlanması için girişimciliğin önemine dikkat çekti. Çelik şunları kaydetti:

“Girişimcilik üç aşamada gelişiyor: yasal altyapı, teşvikler ve finansal destek. Biz de müsteşarlık olarak bu üç etkeni göz önünde bulundurarak gerekli çalışmaları yapıyoruz.Girişimciliğin gelişmesi için özgür düşüncenin geliştiği ortam sağlamak durumundayız. Üniversiteler bünyesindeki teknokentler, girişimcilerin bir araya geldiği ortamlar oluyor; fakat girişimciliğin üniversite öncesinde lise hatta ortaokulda gençlere anlatılması ve farkındalığın artırılması çok önemli. Bu kapsamda dersler buna göre düzenlenmeli diye düşünüyorum. Bunun yanında “girişimci dostu” yasal düzenlemeler yapılmamışsa bunlar haksız piyasa koşullarına ve yolsuzluklar da dâhil birçok adaletsizliğe yol açacaktır.

Girişimcilerin, finansal desteğe ulaşması için çeşitli çalışmalar yürütüyoruz. “Melek Yatırımcılar” projesi bunlardan biri. Girişim sermayesi de girişimciliği desteklemek için geliştirdiğimiz projelerden biri. Hazine müsteşarlığı, 2018 yılına kadar girişim sermayesi fonuna 500 milyon TL fon aktaracak.”

“Finansal okuryazarlık çok önemli”
Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Karadağ, Borsa’nın girişimcilik üzerindeki etkilerini değerlendirdi:

“Borsa, girişim ekosisteminin gerçekleştirilmesi bakımından çok önemli.Biz “Finansal okuryazarlık” ve farkındalığın oluşmasına çok önem veriyoruz. Borsa olarak eğitim tarafında çeşitli çalışmalar yürütüyoruz, eğitimler veriyoruz. Bu eğitimlere katılım bankaları ve diğer bankaları da katabilir miyiz bunun üzerinde çalışıyoruz. Girişimciler, sistemin herhangi bir noktasından bize ulaştıklarında onlara bütünleşik ve sade bir hizmet sunacağız önümüzdeki dönemde.

Biz yoğun bir şekilde ilk önce başlangıç noktasından hareketle sermaye piyasasının önünü açmak için çabalıyoruz; bu süreçte bankacılık sektörü de rakibimiz değil, iş ortağımız olmalı. Bunun da girişimcilik ekosistemine katkısı büyük olacaktır.”

“Finansal erişim, bir insan hakkıdır”
Girişimciliğe, Doğu ve Batı kültürlerinde farklı bakış açıları olduğunu söyleyen Islamic Banker Magazine Editörü Mushtak PARKER, şöyle devam etti:

“Girişimcilerin korunması konusu çok önemli. Örneğin Suudi Arabistan’da bir girişimci başarısız olursa, toplum tarafından dışlanırken Amerika’da ise ne kadar başarısız olunursa bu, başarıya giden yolda o kadar kazanım sayılıyor. Kamusal politikalarla desteklenerek girişimcilik finansmanı için yeni yollar bulunmalı. Girişimcinin finansal erişimi sağlanmalı; bu bir insan hakkı olarak düşünülmeli.”

“KOBİ’ler başarıyı dijital dönüşümle yakalar”
Forumda Girişimcilik Ekosistemini Nasıl İnşa Ederiz başlıklı oturumda KOBİ’lerle bir araya gelen Microsoft Türkiye Windows Grubu Yöneticisi Kadir Şener, “Microsoft olarak KOBİ’lerin başarıyı dijital dönüşümle yakalayacağına inanıyoruz” dedi. Şener sözlerine şöyle devam etti: “Dünya değişiyor. Bununla beraber endüstrinin birçok alanında da benzer bir değişim yaşanıyor. Endüstrinin birçok alanında da benzer bir değişim yaşanıyor. Bilişim sektörü de bu değişimin içinde yer alıyor. Bugün, 1955'te Fortune 500 listesindeki şirketlerin yalnızca yüzde 12’si hayatta. Elli sene önce, Fortune 500'de listelenen bir firmanın ömrü yaklaşık 75 yıldı. Şimdi ise bu rakam 15'ten az ve gittikçe azalıyor.”

Rekabetin arttığı, gittikçe karmaşıklaşan dünyada, KOBİ’ler kurumlarında inanılmaz işler başardıklarını belirten Kadir Şener şunları söyledi: “İnşa ediyorlar, geliştiriyorlar, gelişiyorlar. Aslında, endüstrimizin teknoloji takvimini biz değil onlar belirliyor. Türkiye ekonomisi için önemli bir değer yaratan KOBİ’lerimizin dijital dönüşümünü önemsiyoruz. Türkiye’deki KOBİ’lerin teknoloji kullanımı ise yüzde 10 arttığında, 15 milyar USD ek gelir ve 360 bin yeni istihdam fırsatı çıkıyor. Türkiye’de teknolojiye yatırım yapan KOBİ’lerin %95′i verimlilik artışı yaşarken, %93′ü iş süreçlerindeki maliyetini düşürüyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

En çok tercih edilenler; ekmek, su, antibiyotik!

TÜRKİYE ANTİBİYOTİK KULLANIMINDA DÜNYA BİRİNCİSİ Türkiye’de hastaneye herhangi bir sebeple giden her 100 kişiden 30’unun reçetesine antib...