8 Kasım 2014 Cumartesi

RADYASYON tehlikesi KAPIDA!

Bugün  8 Kasım Dünya Radyoloji Günü
            Bugün, bundan 119 yıl önce 8 Kasım 1895 tarihinde Alman fizikçi Prof. Dr. Wilhelm Conrad ROENTGEN  x-ışınlarını keşfettiği ve insanlığın hizmetine sunduğu çok anlamlı bir gün.    
Bugün radyoloji biliminin doğduğu gün.
            Radyoloji; Radyasyonun, hastalıkların tanı ve tedavisinde kullanımı ve bu amaçla geliştirilen teknik ve yöntemleri konu alan bilim dalı.
            Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin sağlıklı yaşam kalitesini artırdığı kuşkusuzdur. Ancak; teknolojik gelişmelerin birçok yararı yanında, bazı olumsuz etkileri de olduğu bilinmektedir. Radyasyon, tıpta teşhis ve tedavi amacıyla kullanılmaktadır. Ancak, tıpta radyasyon uygulaması hiçbir alternatif kalmadığı durumda ve kesinlikle hekim kararıyla yapılmalıdır. Herhangi bir hastalıkta röntgen ve tomografi çekilmesi konusunda doktorlara baskı yapan hastalara sıkça rastlanmaktadır. Teşhis ve tedavi amacıyla röntgen, anjiyografi veya tomografi çektirilmesiyle alınacak radyasyon dozu nedeniyle hekimin fayda-zarar değerlendirmesi yaparak hasta lehine fayda sağlayacağı karar doğrultusunda alınması gerekir.

            Hiçbir duyu organımızla hissedilmeyen, ancak özel olarak üretilmiş dedektörler ile tespit edilebilen radyasyon özel korunma önlemleri alınmadığı takdirde maruz kalındığında vücutta ölüme kadar varabilen ciddi etkiler yaratabilmektedir. Bu etkiler radyasyon yanıkları, katarak, kısırlık, kanser ve genetik bozukluklardır.
            Tüm Radyoloji Teknisyen ve Teknikerleri Derneği(TÜMRAD-DER) olarak amacımız; radyoloji, nükleer tıp ve radyoterapi teknisyenliği mesleği icra eden meslektaşlarımızı bir çatı altında toplayabilmek, radyolojide kalite standartlarını yakalamak, meslektaşlarımızın sorunlarına çözüm bulmak ve ilgili kişilere kurumlara iletmek ve halkımızı radyasyonun zararlı etkileri hakkında bilinçlendirmektir.
             Çağdaş bilgi ve son teknolojiyi kullanan, uluslar arası standartları ve meslek ahlakını benimseyen, üyelerin memnuniyetini ve isteklerini önceleyen, haklarının ve sosyal sorumluluklarının bilincinde, her zaman yenilikçi uygulamaları ile referans bir “ Sivil Toplum Kuruluşu” olma özelliğini sürdürmek en temel ilkemizdir.
            Radyoloji ve radyasyon çalışanları tıpkı maden ocağında çalışanlar gibi ağır ve tehlikeli meslekler sınıfındadır. Mesleğin çalışma usul ve esasları, alınması gereken güvenlik önlemleri kanun ile belirlenmiştir. Ama ne yazık ki maden ocaklarında çalışanlar gibi radyolojide de bir çok birim özelleştirilmiş, taşeron eliyle yürütülmektedir. Güvenlik önlemlerinden yoksun, esnek çalışma, kuralsız çalışma, ehliyetsiz eleman çalıştırma, sosyal ve özlük haklardan yoksun çalışma ve bunun sonucunda radyasyondan dolayı sağlığını kaybetme, kanser olma devletimizin eliyle bu mesleğin fıtratı haline getirilmiştir.
            Çok yakın zaman önce Soma’da 301 canımızı verdik, milletçe çok üzüldük yas tuttuk. Soma Son Olsun! diye umut ettik. Ama değişen bir şey olmadı. Gözünü kar hırsı bürümüş sermaye, sorunlara kulak tıkayan bir devlet anlayışı daha Soma’nın acılarını unutmadan acımıza yeni acılar kattı. 10 gündür 18 madencimiz yerin altında.
Sorumlu aramıyoruz! Sorumlular bellidir. TÜMRAD-DER olarak bu sorumluların en kısa zamanda bu millete hesap vermesini istiyoruz!
Önlemler alınmazsa, taşeronluk sistemi devam ederse hastanelerimizdeki radyoloji üniteleri de bir maden ocağına dönüşecek.
Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri olarak ne mi istiyoruz?
-          İnsanca çalışma koşullarının sağlanmasını,
-          Kanunların uygulanmasında keyfiyete son verilmesini,
-          Özlük ve ekonomik haklarımızın iyileştirilmesini,
-          Fiili hizmet (yıpranma) önündeki engellerin kaldırılmasını,
-          Lisans tamamlama ve yükseköğrenim hakkımızın verilmesini,
-          Ehliyetsiz eleman çalıştırmaya son verilmesini
-          TAŞERONLUK SİSTEMİ’ne SON verilmesini istiyoruz!       

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

En çok tercih edilenler; ekmek, su, antibiyotik!

TÜRKİYE ANTİBİYOTİK KULLANIMINDA DÜNYA BİRİNCİSİ Türkiye’de hastaneye herhangi bir sebeple giden her 100 kişiden 30’unun reçetesine antib...